Bahane

Tarih: January 6th, 2012 | Yazan: | 1 Yorum »

Bu yıl itibari ile 5 yıldan beri özel bir üniversitede çeşitli derslere misafir öğretim elemanı olarak giriyorum. Uzun yıllardan beri edinmiş olduğum sektör tecrübemi ve bilgi birikimimi oradaki çocuklara da aktarabilmek için. Aslında bu durum her ne kadar çok farkında olmasalar da öğrenciler için para ile satın alınması zor bir deneyim.

Bu zaman zarfında toplam yaptığım sınav ve finallerin sayısı 60′ı geçmiştir. Yeterli bilimsel veri toplamaya yetti anlayacağınız. Kabaca şöyle bir istatistiğe ulaştım (Ortalama 25 kişilik sınıf için veriler):

  • Her bir sınav döneminde bir yakını ansızın rahatsızlanan öğrenci sayısı: 2 öğrenci / sınav.
  • Sınavdan bir gece önce bilgisayarı bir anda çöken öğrenci sayısı: 4 öğrenci / sınav
  • Sınav için kullanması gereken programı vizeye kadar henüz bilgisayarına yüklememiş öğrenci sayısı: 2 / sınav
  • Sınav için kullanması gereken programı finale kadar henüz bilgisayarına yüklememiş öğrenci sayısı: 1 / sınav
  • Sınavdan bir gece önce hastalanan öğrenci sayısı: 2 / sınav.
  • Aynı gün arabası bozulan öğrenci sayısı: 2/sınav

Verilerden de görüldüğü gibi en önemli sorun bilgisayarların çökmesi (gezegenlerin etkisi olabilir).

Verdiğim dersler genellikle bir proje teslimi içeriyor. İlk yıllarda öğrencilerden projeleri hazırlayıp final gününde teslim etmelerini bekliyordum, ama gördüm ki yukarıda sıraladığım aksilikler çocukların peşini bırakmıyor. Sınavları sınıfta yapmaya karar verdim. Elbette o zaman da başka aksilikler çocukların peşini bırakmadı. Hatta bir tanesi aynı gün içinde hem bilgisayarı bozuldu hem de kayboldu.

Anlayacağınız çocukların bahane üretmek ile ilgili sorunları yok ancak yaratıcılıkları biraz kısıtlı. Hep aynı bahanelerle geldiklerinin farkında değiller.

İşin kötüsü bu bahaneler benim tarafımda “bana ne” kelimesine dönüşüyor. Aslında anlamıyorlar ki yapılan her sınav, verilen her ödev insanın kulağından tutup zorla öğretmekten başka hiçbir amacı olmayan bir öğretme etkinliği. Bahanelerle gelenlere “Bana ne” diyorum.

Herhangi biri bir bahane ile lafa başladığında artık otomatik olarak kulaklarım ile beynimin bağlantısı kesiliyor, duvar oluyorum. Çünkü bahaneler tembelliği ve gerçekleri saklamak içindir. Samimiyet üzerine kurduğunuz ilişkilere zarar verir. Bu yüzden filmlerde, gördüğümüz adamların, kadınların karakterlerine hasta oluruz, diğer karakterlerle ve sizinle harbi ilişkiler kurarlar.

Bir şekilde bir yerlerde bunu öğrenmemiz, öğretmemiz gerekiyor. Öncelikle kendimize sonra çocuklarımıza.

Çünkü gerçek hayatta bahanelerle ancak aç kalırsınız. Beklentisi size verilen işin yerine getirilmesi olan işverenlerinizle sorunlar yaşarsınız. Eğer kendi işinizi yapıyorsanız başkalarının başarılarını izlersiniz. Her zaman bir bahaneniz olur. Her zaman elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak tüm kredilerin sizin hanenize yazılmasına yardımcı olur.

Elinizden gelenin en iyisini yaptığınızda, işvereniniz, öğretmeniniz tarafından bu çok net bir şekilde anlaşılır. En azından kendi adıma söylemek isterim ki benim için öğrencinin ne kadar çaba harcadığı, sonuca ne kadar ulaşmaya çalıştığı ulaştığı sonuçtan çok daha önemli. Çünkü üniversite eğitimi bir bilgi eğitimi değil aslında (buna ayrı bir yazıda değineceğim). Üniversite eğitimi bir disiplin eğitimidir. Askeri bir eğitim disiplininden bahsetmiyorum. Aradığı bilgiyi nasıl bulabileceğini, hedefe ulaşmak için neler yapacağını öğrendiği ve bunu hayatına da uygulayabildiği bir disiplin.

Eğer bu çok değerli dört yıl içinde bu disiplini öğrenmek yerine sürekli bahaneler bularak etrafından dolaşmaya çalışılırsa hayatın gerçeklerini anlamak için epey bir zaman kaybetmek gerekir.

Kötü yanı bahaneler bir süre sonra kendinizin inandığı ve içinde yaşadığı sanal bir dünya yaratır. Yapmak istediğiniz ama yapmaya başlamadığınız birçok hayaliniz ve sonuçlandıramadığınız işiniz olur. Yanlış anlaşılmasın, bir işi yapmaktan vazgeçmek başka bir şey o işi gerçekleştirmek için hayal kurmak ama bahanelerle ertelemek başka.

Belki de temel eksiklik başarının tadının ve insana verdiği gücün henüz tadılmış olmaması ve inanç eksikliğidir. Tüm kalbimle ve inancımla söylüyorum amaçladığınız bir işi bitirmek en büyük başarıdır. Sonuçları istediğiniz gibi olmasa da bitirmiş olmanın başarısı başka işlere başlama gücü verir. Sizi inancınıza bağlar.

Gerçeğin her zaman bizi özgür kılacağı gerçeğini hatırlayarak görüşmek üzere.


1 Yorum - “Bahane”

  1. 1 Tuğhan Avcı saat 17:03 dedi. January 6th, 2012:

    Merhaba hocam, anlaşılan mezun olduğum zamandan bu yana pek de değişen bir şey olmamış. Yok değişeceğini beklemiyordum zaten de, dediğiniz gibi yaratıcı olabilirler en azından :)

    Ama benim en anlam veremediğim konu, sizin dersleriniz kadar zevkli ve farklı şeyler öğrenebildiğimiz derslere üşenenler diğer derslerin nasıl altından kalkabildiği oldu öğrenciliğim boyunca.

    Sizin derslerinizde hiç bir zaman bahaneye sığınmadan yapmam gerekenleri yapmış olsam da son üç paragrafta anlattıklarınız beni de ilgilendiriyor. Aklıma gelen çoğu proje ve hedeflerimi erteleme sıkıntım var benim de. Yazdıklarınız bende bir uyanmaya sebep oldu. Bunun için teşekkür ediyorum, görüşmek üzere hocam :)


Bir yanıt yazın.